Rüya Saati: Uyuyanların Krallığı - Uzun Çocuk Masalları

Rüya Saati: Uyuyanların Krallığı - Uzun Çocuk Masalları

1. Bölüm: Uyuyamayan Çocuk

Bir varmış bir yokmuş… Geceyi hiç sevmeyen bir çocuk varmış. Adı Alper’miş. 9 yaşındaymış ve her gece uyumak onun için bir savaşmış.

Annesi yumuşacık ninniler söylese de, babası ışığı kısıp yanına kitap bıraksa da Alper uyuyamazmış. Tavana bakar, yorganın altında döner dururmuş.

"Ya karanlıkta canavarlar varsa?",
"Ya rüyamda düşersem?",
"Ya hiç uyanamazsam?"

Kafasında binbir soru dönerken saat gece yarısını geçermiş.

Bir gece, odasındaki eski masa saatinden garip bir ses gelmiş:
“Tik... tak... rüya zamanı geldi.”

Alper irkilmiş. Gözleri kocaman açılmış. Saatin kadranı dönmeye başlamış ve ortasında ışık saçan bir kapı belirmiş.

Bir ses fısıldamış:
“Uyumuyorsan gel… Rüya Krallığı seni bekliyor.”

Alper önce tereddüt etmiş ama içindeki merak galip gelmiş. Yavaşça saate dokunmuş ve gözlerini kapatmış…


2. Bölüm: Uyanmadan Görülen Yer

Gözlerini açtığında bambaşka bir dünyadaymış. Gökyüzü mor, yıldızlar dans ediyor, yer yumuşak bulutlardan yapılmış gibiymiş.

Burası Rüya Krallığı’ymış.

Ama her şey beklediği gibi değilmiş. Krallığın merkezi olan dev saat kulesi durmuş. Gökten düşen yıldızlar yerde birikmiş. Rüyalar ortalıklarda geziniyor ama hepsi soluk, yorgun ve kararsız görünüyormuş.

Birden minik bir tavşan Alper’in önüne fırlamış. Kulakları sarkık, gözleri uykusuz gibiymiş.
– “Sen geç geldin!” demiş.
– “Uyuyanların Krallığı seni bekliyordu. Artık uykular sönüyor, rüyalar kaçıyor!”

Tavşanın adı Zıpır’mış. Alper şaşkınlıkla etrafa bakarken Zıpır hızla anlatmaya başlamış:

– “Zaman Rüyası bozuldu. Uyku Saati çalışmıyor. Çocuklar uyuyamıyor çünkü Karanlık Gölge Rüya Saatini çaldı!”

Alper’in boğazı düğümlenmiş:
– “Ben sadece uyuyamayan bir çocuğum…”

Zıpır başını sallamış:
– “Ve bu yüzden en doğru kişisin. Sen rüyanın ne olduğunu arayan birisin. Hadi gel!”


3. Bölüm: Rüya Yolları

Zıpır’la birlikte yola çıkmışlar. Geçtikleri yollar çok garipmiş.
Yerde şekil değiştiren yastık taşları, kendiliğinden büyüyüp küçülen rüya çiçekleri, uyuyan yıldızlar...

İlk durakları Unutulan Rüyalar Bahçesi olmuş. Burada çocukların zamanla unuttuğu rüyalar geziniyormuş: uçtuğunu zanneden bir tren, konuşan dondurmalar, gökyüzünde sek sek oynayan kediler...

Zıpır anlatmış:
– “Her çocuk büyüdükçe bazı rüyalarını unutur. Ama onların izi burada kalır. Ama karanlık büyürse, hepsi yok olabilir.”

Bir rüya Alper’e yaklaşmış. Kendi eski rüyasıymış: Babasıyla balonla göğe çıktığı bir an.
Alper fısıldamış:
– “Bu rüyayı unuttuğumu sanıyordum…”

Zıpır başını eğmiş:
– “Unutmazsın, sadece derinlere inersin.”


4. Bölüm: Uykusuzluk Canavarı

Yol ilerledikçe hava kararmış. Rüya Ormanı’na girmişler. Burası sessiz ve ürkütücüymüş. Ağaçlar esniyor, yıldızlar uyukluyormuş.

Ama tam ortaya vardıklarında bir uğultu duymuşlar. Kocaman bir gölge ağaçların arasından belirivermiş.
Bu, Uykusuzluk Canavarı’ymış.
Gözleri kıpkırmızı, nefesi buharlıymış.

Canavar bağırmış:
– “Uyanık olanlar buraya ait değil! Uyuyanlar yavaşlar, düşler bozulur!”

Alper korkmuş. Ama sonra hatırlamış: Uyuyamayan biri olarak onun dilinden anlar.

Yavaşça öne çıkmış:
– “Ben de uyuyamıyorum bazen. Ama korkmak istemiyorum.”

Canavar durmuş.

Alper devam etmiş:
– “Sen de belki rüya görmek istiyorsun ama bilmiyorsun. Gel… birlikte uyumayı deneyelim.”

Canavar şaşırmış. Sonra gözleri yavaşça kapanmış. Gövdesi küçülüp yumuşamış. Üzerinde “Yorgunluk Tozu” belirmiş. Uyumuş.

Zıpır fısıldamış:
– “İlk karanlığı aştın… Şimdi Saat Kulesi’ne!”


5. Bölüm: Karanlık Gölge

En sonunda krallığın merkezine ulaşmışlar. Dev Rüya Saati kararmış, içi boşmuş. Gölgeler etrafında dans ediyormuş.

İçlerinden biri ayrılmış. Simsiyah, uzun, kıvrak bir şekil.
Karanlık Gölge.

Zıpır korkmuş. Ama Alper geri durmamış:
– “Neden rüyaları çaldın?”

Gölge konuşmuş:
– “Çünkü kimse artık hayal kurmuyor. Herkes korkularla yatıyor. Ben korkulardan doğdum!”

Alper öne çıkmış:
– “Ben de korkularla yaşıyorum. Ama bu gece geldim, yürüdüm, konuştum. Çünkü rüyalar korkudan büyük!”

Sonra elini cebine atmış. Annesinin ona verdiği, küçük bir pelüş oyuncak bulmuş.
Onu Rüya Saatine bırakmış.
Ve fısıldamış:

– “Bu benim en eski rüyam. Sıcacık bir uykunun resmi. İşte sana bırakıyorum.”

Rüya Saati parlamaya başlamış. Gölge titremiş. Sonra yıldızlara karışıp yok olmuş.


6. Bölüm: Rüya Saati Yeniden Çalıyor

Saat yeniden çalışmaya başlamış:
Tik… tak… tik… tak…

Her tik bir rüya, her tak bir hayal olmuş. Gökten yıldızlar düşmüş. Uyuyan hayvanlar gözlerini aralamış. Rüyalar kahkahalarla dans etmeye başlamış.

Zıpır sevinçle zıplamış:
– “Rüyalar geri döndü! Uyuyanlar rahat!”

Alper gülümsemiş. Kendini ilk kez bu kadar huzurlu hissetmiş.

Zıpır sormuş:
– “Dönmek ister misin?”

Alper başını sallamış:
– “Artık uyuyabilirim. Çünkü karanlığın arkasında rüyaların olduğunu biliyorum.”

Gözlerini kapatmış.


7. Bölüm: Uyandığında Sabah

Sabah olmuş. Alper yatağında uyanmış. Ama bir şey farklıymış. Kalbi hafifmiş. Masasının üstünde küçük bir pelüş oyuncak ve yanında not:

“Tik tak… rüyalar seni bekler.
Uyuduğun zaman kahraman olursun.
— Zıpır”

Alper gülümsemiş. O günden sonra her gece yatmadan önce gözlerini kapatır, derin bir nefes alırmış.

Ve fısıldarmış:

“Gel bakalım Rüya Krallığı… Bu gece neredeyiz?”


SON

Bloga dön

Yorum yapın

Yorumların yayınlanabilmesi için onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın.