Kayıp Sesler Ormanı ve Hayvanlar Meclisi - Uzun Çocuk Masalları

Kayıp Sesler Ormanı ve Hayvanlar Meclisi - Uzun Çocuk Masalları

Bölüm 1: Ormanın Uykusu

Bir varmış bir yokmuş, çok uzak diyarlarda, dev çam ağaçlarıyla çevrili, içinden bin bir farklı kuşun geçtiği bir orman varmış. Bu ormana Sesler Ormanı denirmiş çünkü her sabah, kuşların, geyiklerin, sincapların, hatta yaprakların bile melodik sesleriyle uyanırmış.

Ama bir sabah, güneş doğduğunda hiçbir ses duyulmamış. Kuşlar ötmemiş, ağaçlar hışırdamamış, nehir bile susmuş. Orman susmuştu. Hem de derin bir sessizlikle...

İşte bu sessizliğin ortasında uyanan bir minik kirpi varmış. Adı Puku’ymuş. Puku, her sabah dostu saksağan ile yarış yapar, sonra tilki Tufi ile kahvaltıya otururmuş. Ama o sabah ne Tufi görünmüş, ne de kuş sesleri gelmiş.

“Bir şeyler yanlış,” demiş Puku. “Orman, konuşmayı unutmuş gibi.”

Bölüm 2: Sessizliğin İzinde

Puku önce dostu yaşlı baykuş Berfa’yı bulmak istemiş. Çünkü Berfa her şeyi bilen bir bilgeymiş. Ama dev çam ağacının kovuğunda yalnızca boş bir tünel bulmuş. Baykuş yokmuş. Tüm hayvanlar da sanki ortadan kaybolmuş gibiymiş.

Puku, tek başına ormanın derinliklerine doğru yürümüş. Yürüdükçe sessizlik daha da büyümüş, daha da ağırlaşmış. Ta ki ormanın merkezindeki Gölge Meclisi’ne varana kadar...

Gölge Meclisi, ormanın en eski canlılarının yılda bir kez toplandığı gizli bir alandı. Ama bu kez toplantı erken yapılmış gibi görünüyormuş. Meclis halkası hâlâ sıcakmış. Puku yere eğilmiş ve minik burnunu toprağa yaklaştırmış.

“İzler... çok fazla iz var. Ama hepsi ormanın dışına doğru gidiyor…”

Bölüm 3: Terk Edilen Orman

Puku, yolda rastladığı sessiz bir sincaptan öğrendi ki tüm hayvanlar, bir gece vakti Ormanın Kalbi adı verilen dev ağacın çağrısıyla ormanı terk etmiş. Ama neden?

Yol boyunca sadece üç hayvan kalmış: koku alma duyusu çok güçlü olan köstebek Milo, konuşmayı seven papağan Zuzu ve tembel ama akıllı bir ayı olan Bolbi.

Bu dörtlü, birlikte ormanın dışına doğru yola çıkmış. Amaçları, diğer hayvanları bulmak ve ormanın neden sessizliğe gömüldüğünü anlamakmış.

Bölüm 4: Hayvanlar Meclisi ve Büyük Sır

Uzun bir yürüyüşten sonra, hayvanlar eski bir taş vadiye ulaşmışlar. Burası antik Hayvanlar Meclisi’nin yapıldığı yerdi. Tüm orman hayvanları burada toplanmıştı.

Tam ortada, sessiz bir kürsüde yaşlı baykuş Berfa oturuyormuş. Puku koşarak yanına gitmiş:

“Berfa! Neler oluyor? Neden herkes ormanı terk etti?”

Berfa derin bir nefes almış.

“Çünkü orman bizden konuşmamamızı istedi.”

Tüm hayvanlar şaşkınlıkla başlarını sallamış. Berfa anlatmaya başlamış:

“Ormanın Kalbi bir gün bizimle konuştu. Dedi ki: ‘Çok konuştunuz ama artık dinlemiyorsunuz. Bu yüzden sesinizi alıyorum. Ancak dinlemeyi öğrenirseniz sesinizi geri alacaksınız.’”

Hayvanlar çok şaşırmış. Puku ise cesurca ayağa kalkmış:

“Peki nasıl öğreniriz? Dinlemeyi nasıl öğrenebiliriz?”

Berfa gülümsemiş: “Gerçek dinleme, yalnızca kulakla değil kalple olur. Şimdi üç sınavdan geçmelisiniz.”

Bölüm 5: İlk Sınav – Sessiz Yardım

Hayvanlar, ormanın sınırında sıkışmış bir tilki bulmuş. Kuyruğu dikenlere dolanmış. Ama tilki konuşamıyormuş. Herkes yardım etmek için ne yapacağını bilememiş.

Puku yaklaşmış, tilkinin gözlerine bakmış ve yavaşça dikenleri çözmeye başlamış. Tilki sessizce gözyaşı dökerken Puku fısıldamış:

“Konuşmana gerek yok. Kalbin her şeyi söylüyor.”

O anda, rüzgarda minik bir ses duyulmuş. Ormanın sessizliği biraz azalmıştı.

Bölüm 6: İkinci Sınav – Kaybolan Ezgi

Hayvanlar, bir sonraki görevde, zamanında ormanın melodisini söyleyen bir dereyi bulmuşlar. Ama dere artık akmıyormuş. Taşlar düşmüş, yollar kapanmış.

Papağan Zuzu, deredeki taşları kaldırmaya başlamış. Her kaldırdığı taşta bir nota fısıldanmış. Ayı Bolbi, taşları taşıyarak Zuzu’ya yardım etmiş. En sonunda dere yeniden akmış. Ve işte o an, su sesiyle birlikte kuş cıvıltıları geri gelmiş.

Bölüm 7: Üçüncü Sınav – Kalbin Sesi

Son sınavda, hayvanlar Ormanın Kalbi’ne ulaşmışlar. Dev ağacın etrafında sadece rüzgar varmış. Ağaç konuşmuyormuş. Bu defa kimse ne yapacağını bilememiş.

Ama Puku gözlerini kapatıp ağaca dokunmuş.

“Ey Orman, biz artık dinliyoruz. Fısıltılarını, sessizliklerini, bakışlarını anlıyoruz. Sesin bize geri gelmese de seni kalbimizle duymaya devam ederiz.”

O an gökyüzü açılmış, ağacın dalları ışıkla parlamış. Orman içinden bir melodi yükselmiş. Hayvanların sesleri geri dönmüştü.

Bölüm 8: Yeni Bir Başlangıç

Sesler Ormanı yeniden canlanmış. Ama bu defa daha yavaş, daha dikkatli, daha bilinçli. Artık hayvanlar sadece konuşmuyor, birbirlerini gerçekten dinliyordu.

Puku, ormanın gerçek sesi olmuştu. Ona “Kalbin Kulakçısı” denmişti.

Ve ne zaman bir çocuk sessizliğe kulak verse, ormanın içinden bir kirpi fısıldardı:

“Dinlemek, konuşmaktan daha kıymetlidir.”

Bloga dön

Yorum yapın

Yorumların yayınlanabilmesi için onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın.