Zamansız Çocuk ve dönmeyen mevsim

Zamansız Çocuk ve dönmeyen mevsim

1. Bölüm: Aynı Gün Her Gün

Bir zamanlar, yılın hiçbir mevsimine ait olmayan bir köy varmış. Ne kar yağar ne çiçek açarmış. Hep aynı gün yaşanırmış: Ne soğuk ne sıcak, ne sabah ne akşam… Hep gri, hep sessiz.

Bu köyde yaşayan Mira adında bir çocuk varmış. 10 yaşındaymış ama zamanın ilerlediğini hiç hissetmemiş. Okula gitmez, yaşını kutlamaz, yaprak düşmez, çiçek solmazmış. Çünkü köyün saatleri durmuş, takvimler boş kalmış.

Bir gün Mira ormanın derinliklerinde terk edilmiş bir saat bulmuş. Paslıymış ama ortasında ışıltılı bir taş parlıyormuş. Taşa dokunduğu an, saatin akrep ve yelkovanı bir kez dönmüş…
Ve bir ses fısıldamış:

"Zaman kaybolmadı. Sadece unutuldu. Onu geri getirecek kişi, zamansız kalbini hatırlamalı."


2. Bölüm: Mevsim Kapılarının Ardında

Ertesi gün Mira, saatin gösterdiği yöne doğru yürümeye başlamış. Ayakları onu ormanın daha önce hiç görmediği derin bir yerine götürmüş.
Orada dört büyük kapı varmış. Her birinin üstünde bir mevsim yazıyormuş:
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış.

Ama hepsi kilitliymiş. Ortalarında bir boşluk: Saatin taşıyla birebir uyumlu.

Mira taşı ortasına yerleştirdiğinde kapılar hafifçe titremiş.
Sonra içlerinden birinin aralığından incecik bir ses gelmiş:
– “Yavaşça gel… Ben Kayıp Mevsim’im.”

Bu beşinci bir kapıymış. Üzerinde hiçbir yazı olmayan, gri renkli, sessiz bir kapı.


3. Bölüm: Kayıp Mevsim ve Kumadam

Kapıdan içeri girdiğinde Mira kendini renklerin silik olduğu bir ovada bulmuş. Gökyüzü sabit, rüzgar durgun, her şey eski bir fotoğraf gibiydi.

Tam karşısında kumdan yapılmış bir adam duruyormuş.
Adı Vama’ymış — Zamanın Unutulan Yüzü.

Vama konuşmuş:
– “Bu dünya bir zamanlar dengedeydi. Mevsimler birbirini takip eder, hayat yenilenirdi. Ama insanlar sabırsızlandı. Hep yaz ister oldular, kıştan kaçtılar, sonbaharın hüznünü istemediler.”

Mira başını eğmiş.
– “Ben hiç mevsim görmedim. Ne kar topu oynadım, ne çiçek topladım.”

Vama ona bakmış:
– “O yüzden seçildin. Zamanı sadece yaşayan değil, bekleyenler döndürebilir.”


4. Bölüm: Dört Görev

Zamanı geri getirmek için Mira’nın dört görevi varmış. Her görev bir mevsimin içinden geçecek, onun özünü bulacakmış.

🍃 İlkbahar Görevi:

Bir kurumuş ağaca su vermek ve onun tomurcuk açmasını sağlamak.

Mira göletteki suyu kabakla taşımış, ağacın köklerine dökmüş. Günler geçmese de tomurcuk açmış.

☀️ Yaz Görevi:

Sıcakta bayılan bir ceylana gölge yapmak.

Mira, yapraklardan bir siper yapmış, ceylanın başını okşamış. Ceylan gözlerini açmış ve yavaşça kalkmış.

🍁 Sonbahar Görevi:

Düşen yaprakları bir araya getirip bir hikâye yazmak.

Mira her yaprağa bir anı yazmış: bir özlem, bir kahkaha, bir teşekkür. Rüzgar hikâyeyi alıp göğe taşımış.

❄️ Kış Görevi:

Karanlıkta üşüyen bir kurt yavrusuna yuva yapmak.

Mira karları kazıp içine sıcak otlar yerleştirmiş. Kurt yavrusu kuyruğunu sallamış ve Mira'nın elini yalayarak teşekkür etmiş.


5. Bölüm: Zamanın Kalbine Yolculuk

Tüm görevler tamamlandığında saat yeniden parlamaya başlamış. Vama ona bir pusula vermiş — ama yönleri değil duyguları gösteriyormuş.

Merkezinde tek kelime varmış:
“Şimdi.”

Mira, “şimdi”nin ne demek olduğunu ilk kez o zaman anlamış. Ne geçmişe ne geleceğe kaçmadan… sadece o anı yaşamak…

Kapılar bir bir açılmış. Gri köyün göğüne renkler sıçramış. İlk kar tanesi düşmüş. Ardından güneş açmış. Çiçekler uyanmış. Yapraklar hışırdamış.


6. Bölüm: Zaman Geri Geldiğinde

Köyde herkes şaşkınlıkla göğe bakıyormuş. Takvimler yeniden çalışmış. Çocuklar okula gitmiş, yaşlılar yaş günlerini kutlamış.

Mira ise sessizce penceresinden karı izlemiş. Bir fincan sıcak çay, dizinde bir kedi, kalbinde huzur…

Sonra saatine bakmış. Tik tak, tik tak…
Her saniye artık kıymetliymiş.
Ve Mira artık biliyormuş:
Zaman dışarıda değil, içeride başlıyormuş.


SON

Bloga dön

1 yorum

çok güzel bir masal teşekkürler…

melike

Yorum yapın

Yorumların yayınlanabilmesi için onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın.